31 Mart 2008 Pazartesi

jjj 27











hayallerayakbağı


joy division - she's lost control

sret


bazen bir şeyler ters gider...


Her şey yazılabilir ve geliştirilebilir bir konu başlığı aslında. Bir başlanılsa serbest çağrışım kisvesi altında mecburi istikametten gelir gerisi…

ay

3.10.2007 -
ay yarım bugün.. yarım yarım dolaşıyor.. aslında bir bütün, biz yarısını görüyoruz..aslında insanlarda bir bütün biz yarısı görüyoruz, yarısı karanlığa düşüyor...

cam


Rüzgarda saçları dağılmayan kadınlar..
Dağıtsaydı rüzgar saçlarınızı biraz sevebilirdim sizi..
Ama o zaman siz olmazdınız ki
Bu bedenler sizin olmasaydı
Siz olmazdınız ki
Bedenlerimiz olduğu için varız
Bedenimiz için varız ya da
Benimiz bedenimiz
Kızarsa idi sıcakta yüzleriniz
Siz olmazdınız ki
Gizleniyorum sizden
Sizi bana indirgeyemem ki
Bedenime indirgeyemem ki
Daraltamam ki kendimle bedenimle sizi
Çok güzelsiniz siz

Bu saatte dağın maviyle birleştiği yerde
Gece
Ateş yakıp dans ediyorsunuz
Dansınız o kadar uyumlu ki bedenlerinize
O kadar uydunuz ki geceye
Sesleriniz o kadar güzel ki
Şarkılarınız rüzgarla o kadar uyumlu ki
Uykusuz mavi halkalı gözleriniz bile ayrı güzel

Ben karışamam ki geceye
Geceyi bölemem ki bedenimle
Ahengini bozamam ki

Varsınız tüm bedenlerinizle
Karşınızda duramam ki

Bu sebeple yarattınız aynaları
Dağılmayan saçlarınız yansırken aynaya
Ben bakamam ki saçlarıma…
Her adım başına yerleştirdiniz aynalarınızı
Bütün dört duvarlarınızın içine
Duvarlarınızı da aynadan yaptınız
Gözlerinize aynalar taktınız
Aynadan maskelerle dolaştınız
Kıyı bırakmadınız ki izleyebilmem için sizi
Her yanda yansımalarım karşımda
Beni kendimle bıraktınız

Benim tek istediğim baktığımda yalnızca sizleri görmek
Ve izlemek

muhatabbulamıyoruzkiisyanedelim

28.10.2007
caddenin ortasında yatan yaralı bir bedenin endişe içinde beklerken üzerinden dört tekerleğin geçerek yaralıbedenin parçalara ayrıldığı bir dünyada yaşıyoruz...anlamsız ve komik gelir sağlıklı yaşamak.. bir yüreği olmalı hayatın bir yerlerde kalmış bir yüreği olmalı bu kadar soğuk bu kadar taş olamaz..ikinci kez öldüremezsin ey hayat..duy beni yaralı bir bedene dokunmamalısın..lanet olsun!

analiz



5.11.2007


Peki ben nasılım ruhi bey? Hey hey buradayım işte, tam karşınız da duruyorum. Ama sanırım göremiyorsunuz değil mi? Evet öyle. Duyamıyorsunuz da sanırım. Ben de öyle ruhi bey ne görebiliyorum nede duyabiliyorum kendimi. Koca bir hiç görüyorum. Bakın kelimelerime bir işaret bırakmak için yazıyorum dikkat çekmeye çalışıyorum ki görmeyip üzerime basmasın kimse diye. Hey! Duyuluyor muyum? Ya da gören var mı beni. Ah tanrım lütfen bir işaret neden bu kadar yokum ben. Peki ama ben neyim. Peki ben peki ben nasılım. Benim türüm ne. Hey soru çok basit gitmem gereken yol neresi sevmem gereken şarkı hangisi hangi dili kullanmalıyım hangi renk benim hangisi yakışıyor bana. Ben neyim ruhi bey. Hay lanet olası. Hangi yöne gitsem yok oluyorum. Rengim yok. Sesim yok. Ellerim yok. Gözüm yok. Neden bu kadar yok. BAK İŞTE YİNE GELDİLER ACELE YAZIYORUM ÇÜNKÜ BİRAZDAN BİR ŞEY DURDURACAK BENİ VE ZATEN OLMAYAN sesimi kesecek. Ve ben tüm yazdıklarımın üzerine kusacağım. Sonra yine bulanacak midem ve yok edeceğim yeniden yazdıklarımı. Canıcehenneme. Bi yerden hatırlıyorum biyerinden hatırlıyorum birinden hatırlıyorum benim değil hiç birisi benim yok ellerim yok tutamamki.yalan söyledim ve hep yalandan yürüdüm yalandan uyudum yalandan hep.

aha ha ömür hanım sen kim misin söylememi ister misin? Gücün var mı ömür hanım. Ne yaptınız ömür hanım kendinize soru sormaktan başka ne yaptınız. Cevabını bile dinlemediniz ömür hanım merak ettiğiniz cevaplar değildi ömür hanım sorunuzu sahnede sorarken sizi kaç kişinin izlediğiydi. Merakınızı gidereyim mi ömür hanım, yoktu kimse..evet buna ne diyorsunuz kimse bakmadı size, şurada birkaç kişi vardı onlarda gürültüden sanırım ömür hanım gittiler.bir tanesi zaten buralardan değil sanırım ilk defa gördüm onu yeniydi sanırım o biraz baktı ömür hanım göz ucuyla ama dalgındı ömür hanım aklı başka yerdeydi. Baktığı siz değildiniz. Ne oldu ömür hanım neden öyle bakıyorsunuz..başka başka kim vardı, oradan geçen biri vardı ömür hanım şöyle bir durdu baktı ve hızlıca uzaklaştı. Kızmayın ömür hanım durun sanırım acelesi vardı bir yere yetişecekti. Hah durun durun bir saniye biri vardı durdu o..baktı..hatta bir banka oturdu size baktı ömür hanım uzun uzun baktı size.baktığı sizdiniz.sonra kalktı ve gitti ömür hanım..bakmayın öyle çok yorgun görünüyordu..ben anlayamadım dinlenmek için mi oturdu yoksa sizi dinlemek için mi? Dinlendiği için mi kalktı, yoksa sizin söyledikleriniz onu daha çok mu yordu? Yükü çoktu belki..Bilemiyorum ömür hanım.
Hadi şimdi git. Güçlen ve gel. Bir sonraki görüşmemize daha güçlü ol tamammı ve bende cesaret edebileyim sana gerçeği söylemeye. Çünkü kan görmek istemiyorum ömür hanım. Sorun istemiyorum anlıyor musun sorun istemiyorum. Evet istediğim bu değil. Senin gibi çok geliyor ömür hanım her gün yüzlercesi geliyor. Hepsi kaybolmuş ömür hanım hepsi yer istiyor hepsi bir yerinin olduğuna inanıyor diyorlarki ömür hanım bu değil ne bu yahu ben bu muyum diyorlar benimburda ne işim var diyorlar sürekli diyorlar ömür hanım o kadar bencillerki okadar istiyorlarki hem ağlıyorlar ömür hanım hem şefkat istiyorlar hem kırıp döküyorlar ömür hanım bakın ortalığa ne kadar dağınık bakın her yan kan EVETBUSUNUZ diyemiyorum ömür hanım diyince olmuyor ömür hanım siz anlarsınız ömür hanım meşgulüm şu an yokluğunuz yoksunluğunuzla gidin şimdi ömür hanım gidin ve ömür hanım tek önerim yazdıklarızı okumadan kapatın sayfayı bir daha bakmayın ömür hanım giderken şu çöpleride alırmısınız çok teşekkür ederim haa yok onlar lazım ömür hanım sadece şuradakiler evet evet onlar…ömür hanım onları atmayı unutmayın…başkalarının çöpleri ile dolaşmayın ömür hanım yakışık almaz..

nEymişşş

dümenden bir birlikteliktense gerçek bir ayrılığı tercih ederim..
nasıl laf... değişik
daha erdemli ve katlanması daha kolay.. tabi
ancak ayrıldığımızda anlıyorum birlikte olduğumuzu..
evet

30 Mart 2008 Pazar

dur hemen biloğumada yazayım

ben her bahar uyurum la la lala laaa..güzel uyurum..
polenlerden sanırım
tabi
evet
ı
Artık not almıyorum, notlara da dönüp bakmıyorum çünkü, unutuyorum kalıyor öyle. Kapanmıyor dosyalar, birikiyorlar, ataç takıp klasörler ve klasörlere isimler verir üst üste dizerdim önceden artık yapmıyorum öyle. Koyuyorum ataçsız dosyasız, sonra ne oluyor onlara bilmiyorum. Hakikaten ne oluyor onlar?Arada bir şeyler soruyorlar, gözlerimi kapatıyorum bir kağıt çekiyorum yığının içinden ve okumaya başlıyorum içindekileri sonra gözümü kağıttan ayırmadan başım eğik duruyorum öyle. Kaldırdığımda kafamı gitmiş oluyorlar. Nereye gidiyorlar?

ıı
Kaybolmama izin veriyorsun, bu ilginç işte. Neden bu kadar rahatsın? İstediğimde bulurum diye düşünüyorsun o halde? Bulamazsan? Yani çok derinlere doğru gidersem gözümü karartıp, karanlık ve ıslak yollardan ormana saparsam gözlerimi kapatıp, korkudan çılgına dönsem de yine de dönmezsem geri, devam edersem karanlık sonsuzluğa doğru korktukça koşmaya başlarsam hızla uzaklaşırsam ışıktan sesten sizden senden..bir daha dönmesem geri? Bunları bilseydin yine de bu kadar kolay bırakır mıydın beni boşluğa?

kala-balık

ne oluyoruz ayol, durun biraz , önce bir gözlerimi açayım, sabah sabah üşüştünüz yine başıma... ne kalabalık geldik sığamadık yine yollara otobüslere, atlatmak için ne yaptımsa yemediler, olmadı, aman da ne uyanıklarmış, hatta hiç uyumaz acıkmaz yorulmaz susamazlarmış, aman da ne güzellermiş, hepsi dizilmiş karşıma hep beraber duruyoruz ayakta..hadi bakalım..günaydınlar sizede..
yerleşik duygular içerisinde yüzmek istiyorum..

28 Mart 2008 Cuma

vazgectimben

duruyorum, öyle duruyorum, kıpırdamıyorum hiç, ağzımı açsam duyulacak her yandan fırtınanın seni. ama burun deliklerime kadar kapatıyorum. bu nedenle yaptırdım bu maskeyi, gürültümü içime hapsetmek için. dokunmuyorum, duruyorum öyle, istediğimden değil, duruyorumda iyi bok yiyorum, korkuyorum yalnızca, belki de vazgeçtim..evet vazgeçtim ben
tanrım nasıl bir kelime bu vazgeçtim, ağır mı hafif mi bilemedim, geçtim ama nasıl vaz hmm
vazzzzzzzzz
devam ediyor fırtına
maskem yüzümde
içimde dinmeyen gürültü
sessizce yürüyorum
gürültülü sokaklarda
iki ayrı gürültülü nehir
karışmadan akıyor
bedenimle ayırıyorum

26 Mart 2008 Çarşamba

into the wild

...you are wrong if you think that the joy of life comes principally from human relationships.
it' s in everything.

: (

- damdakiguş l' m gonna miss you when you go.
- l'll miss you too, ömür.

25 Mart 2008 Salı

kumşarapkum


çatıda yağmurun ve senin ayak seslerin damdaki guş..

bir şişe şarap içilmiş gecenin devamındaki ilk sabahtı işte..nasıl olayım, kendimi alayım tutayım elimden çıkayım yola dedim ama dokunduğum her yanım kum tanelerine dönüştü aktı gitti..şarap içtim bu nedenle..şarabın dibine çöktü kum taneleri, kapatıp ağzını şişenin ters çevirdim yavaş yavaş aktı kum aktıkça başka bir şekle dönüştü sonra şekiller kayboldu..şarapla birlite kumu da içtim..hepsi içimde şimdi..hapsettim..

24 Mart 2008 Pazartesi

lamented

bi nevii..budur durum

- pekii vitaminlerini aldın mı?
- evet
- şarkılar peki hazır mı? bilirsin işte onlar olmadan zor biraz..
- evet
- o halde zamanı geldi...

When you feel safe
When you feel warm
That's when
I riseThat's when I crawl

Gliding on mist
Hardly a sound
Bring the kiss
Evils abound

In the dead of night
Love bites
Love bites
In the dead of night
Love bites

Into your room
Where in deep sleep
There you lie still
To you I creep

Then I descend
Close to your lips
Across you I bend
You smile as I sip

Now you are mine
In my control
One taste of your life
And I own your soul

Softly you stir
Gently you moan
Lust's in the air
Wake as I groan

In the dead of night
Love bites
Love bites
In the dead of night
Love bites

Love bites you
Invites you
To feast in the night
Excites you
Delights you
It drains you to white
Love bites

You knew at first sight
You'd enjoy my attack
That with my first bite
There'd be no turning back

So come in my arms
I strike any hour
I will return
To trap and devour

In the dead of night
Love bites

judas priest

meselA


merhaba damdaki guş, bugün bir konudan bahsederken araya aslında yaşamadığım bir olayı sıkıştırıverdim. sonra millet bu konuya odaklanmaya başladı ben konuyu atlatmaya çalıştıkça üst üste sorular geliyordu. aslında böyle bir olay YAşamadığımı konuyu daha fazla rasyonalize etmek için uydurduğumu söyleyemezdim. ama o kadar çok odaklanıldıki konuya sona doğru yoruldum tabi kıvırmaktan ve korkarım anlaşıldı uydurmasyonum. neden böyle yapıyorum, ama ne bileyim yapıyoRum arada böyle şeyler..
mesela rasyonalize etmek şeysini kullanmak için şu kadar uydurmam gibi işte, oluyo böyle şeyler damdaki guş..bişeyler yedin mi bugün?

17 Mart 2008 Pazartesi

yeryeryağmurlu

bugün hava

kont-rollü-delilik


Sen zamanı geldiğinde cinnetini yaşarken..
Biz hep kontrollü delirdik baba
İçine delirmesi insanın bilir misin?
İçine patlamak yani..
Bakıyorsun baba dışardan;
Manzara;
Beyaz örtü, üzerine dizilmiş beyaz tabaklar, etrafında gümüş çatallar..
Kadehler..
Ortada bir şamdan düşün baba..
Her şey o kadar muntazam duruma uygun makul..
Ama baba içerde tüm bardaklar kırık, tüm kırık camlar yüreğime batıyor, ciğerlerime, damarlarımı yırtıyor sonra, kan tüm bedenimde delirmişçe dolaşıyor gözlerimi kapatıyor kan, gözlerim baba yalnızca gözlerim kıpkırmızı oluyor, oradan anlaşılabilir belki içimdeki cinnet..bu nedenle kapatıyorum gözlerimi..iyi akşamlar diliyorum..iyi geceler..günaydınlar ediyorum..hoş geldinizler..kolonyalar döküyorum ellere..sohbetler ediyorum..ilk çalışta açıyorum telefonları..kapılara koşuyorum..düzgün oturup kalkıyorum..yüksek sesle konuşmuyorum..önce dinliyorum karşıdakini sonra konuşuyorum..yüzümden eksik etmiyorum gülümsememi..yol veriyorum..tükürmüyorum yerlere..tuzsuz demiyorum yiyorum..acı demiyorum, ekşi demiyorum içiyorum..özür diliyorum..
Manzaraya bakarsan baba, şöyle bir çöl düşün..dümdüz sonu görünmeyen bir kum..halı gibi..deniz gibi..dümdüz..pürüzsüz..sorunsuz..kırıksız..kum ince kum her yer..her şeyi örtmeye yeter…

babannemiçin

13.12.2007 - babannem öldü
babanneme;
Şehrin kaldırım taşları üzerinde çamura bulanmış balıkpulları. her ayak basışında biraz daha gömülüyor çamura, ancak bazen ayakkabılar altında tüm şehri dolaşıyor balıkpulları..
13.12.07 / buğdaytanesiyılı

zamanıgeldi

biri elini kafamın içine sokup parmaklarını kollarıma geçirse ağzımı dikse ve oynatmaya başlasa beni hiç şaşırmam
kuklalar için uyku vakti
ne sesi o çan mı?

kıvrımlar


Şemsiyemi astım ruhumun kıvrımlarına
Eğilmelerim ve bükülmelerim bu nedenle..
Hazırlıklıyım tüm yağmurlarına hayat!

kolye

Kadın oturdu, hemen yanına da adam..
Karşılarında da ben..
Erkendi henüz
Ne için erkendi henüz, ne için – ıı henüz değildi..
Çay içebilirdiniz yürüyebilirdiniz ama karpuz yemek için erkendi henüz, karpuz yenmez sabah sabah, ama sevişebilirdiniz koşabilirdiniz yani yapabilecek çok şey vardı ama çığlık atmadan,
dünyayı turlayabilirdiniz hatta ama çığlık atmadan, çığlık için erkendi henüz, çığlık atmadan olurmuydu, olurdu sabahtı..
Adam kadına bakmamak için her noktasına baktı otobüsün..gözün yaptığı bu kontrollü tur sırasında iki kez göz göze geldik..kadın duruyordu avuçları kapalı..
Sabahtı henüz kırılmak için çok sabahtı henüz yalan için de çok sabahtı gün çok tazeydi henüz taşıyamazdı henüz daha dünkü çocuktu gün ağzı süt kokuyordu günün..
Akşamdan mı kalmıştı kırgınlıkları..
O halde dün henüz bitmemişti onlar için. İki insan karşımda dünü yaşıyorken ben bugün de idim, bugüne geçememişlerdi..bir geçselerdi bir başlasalardı bu güne..gün aydın olur muydu ki?
Demek o yüzden di uzaklıkları bana..bu kalabalıkta kaç kişiydik bugünde acaba?
Kapadı gözlerini kadın, açtığında burada olmamayı diledi, iki adım öteye uyanmayı belki, başka bir zamana uyanmayı..açtığında gözlerini ordaydım ona gerçekliği hatırlatmak için zaman beni görevlendirmişti..aa ne büyük bir ironi..daha varlık sebebini bilemeyen ben size gerçeği hatırlatmakla görevlendirildim, kanımın son damlasına kadar gerçeğim, karşınız da duruyorum bene zeval olmaz.. olmamayı diledim..
İşe yaramamıştı..oradaydı kadın..tekrar kapatsın istedim..açtığında orda olmamayı diledim..boş koltuk aradım..kadın kapattığında gözlerini o boş koltuğa geçecektim, açtığında gerçek olacaktı ancak değiştirmiş olacaktık gerçeği, her şeyi hazırladım, hadi kapat gözlerini..kapatmadı kadın..
Okurken eğlendiren düşündüren yazılar okumaya başladı adam..
Okurken eğlendi mi? Düşünerek eğlenir mi insan?
Okurken takla attıran yazılar var mıdır?
Okurken yok eden yazılar üçüncü cümlede boyut değiştirdiğin yazılar olmak istedim…
Yola takıldı kadının gözleri avuçları kapalı..
Nerde kaldı gözleri, hangi rahat uykulu evin balkonunda kim bilir..belkide sessizce sürüklendi yatak odasına çoktan uyudu kimbilir..
Kim bilir şu benim avcumda sıkı sıkı tuttuğum henüz sabahken yolda bulduğum bir kadına ait olan kolye sizindir, o bahsi geçen bir kadın siz misiniz? Eğer sizseniz tanıyorum sizi.. henüz sabah başladım düşünmeye sizi..öylece yatıyordu kolye yerde ama yanında duran plastik eldiveni anlamadım..siz anlarmıydınız? Onu almadım..kolyeyi aldım ama eldiveni almadım..ama aklım eldivende kolye avuçlarım da..hep bıraktıklarımız kalıyor aklımız da değilmi? Öylece tüm gizemleriyle kalıyorlar bıraktıklarımızın arasında…kolyenin hükmü kalmıyor eldivenin gizemi altın da tüm varlığına rağmen eksik kalıyor hep…
Rüzgar da saçları dağılmayan kadınlar vardır siz onlardan değilsiniz…
Gitmem gerek benim bayan..hoşçakalındünde..

ömür

şarap

Şarap lekesi elbisemdeki..yıkadım elbisemi kalmadı izi şarabın..izi gitti ama kokusu kaldı..rengi yok ama kokusu var..

Bir resim çizersin havaya aylar sonra düşer yerini bulur..bir toz bulutu yükselir düştüğü yerde o kadar..

05.01.2008

13 Mart 2008 Perşembe

sorun değil..

Yaprak 1
Su damlası 1
(bir günü bir damlaya sığdırmak…)

Egomdan önce uyandım bugün, egomdan önce yola çıktım. Şemsiye ne komik bir icat. Egom yok şemsiyeye ihtiyacım var. Belki de tam tersi egom yok şemsiyeye gerekte yok. Egom uyuya dursun ben yürüyeyim yağmurda. Ya da tam tersi ben uyuyayım egom yürüsün. Islanır mıydı.. Onunda şemsiyeye ihtiyacı var mıydı? Egom uyuyor ben yürüyorum. Yeni öğrenmiş gibiyim yürümeyi. Sarılmak istiyorum yolda gördüğüm tüm canlılara. Egom olmadığını anlarlar mı? Biraz dikkatli baksalar evet. Ama anormal bir durum yok kimse bakmıyor bana sanki. Günaydın otobüs , günaydın bilet, günaydın yol, günaydın adam, günaydın deniz, günaydın mavi. Bugün tekim yolda, yanımdaki koltuk boş. Egom evde uyuyor yatağımda. Daha hafifim sanki biraz. Başım dönüyor gibi. Gelecekten daha öndeyim sanki, hayatımın sonuyum. Bekliyorum gelecek bana güvenle gelsin diye, sanki korkmasın diye gelirken yolun sonunda bekliyorum kucak açıyorum, düşecek gibi olursa koşup tutarım elinden. Ve tüm dünyayı sarabilirim. Sorun değil diyorum, sorun değil, sürekli bunu diyorum sorun değil. Egomun kucağında komplekslerim uyuyor, güvende ve sıcak. Egom şefkatle büyütüyor komplekslerimi.
Camlı binadan içeri girdim, güvenlik insanına günaydın diyorum.. günaydın diyor ve hemen arkasında egom ve yanında egomun eline bir çocuk gibi yapışmış komplekslerim duruyor.
Beni bekliyorlar…

sabah olur bunlar

(her şeyi kararında yapicaksın, her şeyi tadında bırakacaksın, bileceksin tadını, ne kadar baktın oldu pat diye bırakacaksın..makul olacaksın makul..mahçup lu bir makullük olacak bu..odanda gibi davranmicaksin başkasının dünyası burası diyeceksin nasil bulduysan oyle bırakacaksınki anlaşılmasın senin geldiğin, hiçbir iz bırakmayacaksın silineceksin..NASIL BUYDUYSAN ÖYLE BIRAK…nerde kaldı insanın özneliği nerde? Herkesin öznesi kendine demekki… ya da herkes kendine özne.. Hiçbir kattım olmayacaksa niye buldum kardeşim..madem buldum ben de yapiim bişiler..bırakın yahu..silineyim mi? Silin beni..)

ben : b
bilinmeyen kişilik : b

b-Günaydın

b-Öyle mi? Ne zaman aydı? Bak hiç fark etmedim, demek aydı ha..Yaklaşık 6 ay oldu hatun başlayalı hala bilmiyorum adını..öğreneyim, dur defterime bunuda yazayım..

b- Naaptınız akşam?

b- biz mi? ben..Malazgirtteydim savaşta
b- Aa süper, ne yaptınız
b- Yaklaşık 1000 adam biçtik
b- Ah iyi yaa değişiklik dinlenmişsindir biraz, ne yediniz
b- Dana buğulama, yetmedi biçtiğimiz adamları
b- Süper, bende sadece salata yedim, nasıl zayıflamışım dimi biraz
b- Tabi tabi bence 1 taaaanee peynir tozu, zeytin kokusu, domates kabuğu ve salatalık büyüsü ye daha iyi gelir
b- Hadi canım kolay gelsin sana benim mailler birikmiştir yine

Neyse nerde kalmıştık, hah diyodumki makul olacaksın, öle sabahın koründe bağırarak amorphis mi dinlenir iş yeri kardeşim burası yok ben dinleyecem diyorsan jan anderson filan dinle..nı nı nı nııııııı..ne korkutuyon milleti..

dağılın..

testortamı

anaa benim ortam test ortamıymış.. o yüzden böyle..anlaadım

12 Mart 2008 Çarşamba

listen damdaki guş..evet

ensiferum
wanderer

In time bleeding wounds will heal
Unlike some which are too deep to see
Like scars in a nomad's soul
Their mending is so slow

Not the shout of a hundred enemies
Can make me feel fear inside me
But when sun sets and the cold arrives
With crushing solitude in the darkness of night

He will ride across land and time
To find a way through this endless night
There's a storm in his heart and the fire burns his soul
But the wanderer's part is to ride alone

With bare hands he has taken many lives
He's had a hundred women by his side
From enchanted woods through the freezing north
He's known on every sea and far beyond

As the moon grows and the circle is complete
He lies down and waits for sleep
But there's always a scenery in his mind
Of all the beauty he once left behind

He will ride across land and time
To find a way through this endless night
There's a storm in his heart and the fire burns his soul
But the wanderer's part is to ride alone

bozkırda

bozkır, bütün dikenler saplanmış bozkırın kalbine..çıkar çıkarabilirsen..yok umut olabildiğine bozkır var sadece..dikkatli bakarsan yakacak olarak kullanmak için sırtına çoban çıralarını yüklemiş yaşlı bir adam. tanrım bu ne..nefes almalıyım..su belki ya da kolum uzanırsa minibara 10 ytl lik bir bira..daha çok batıyor dikenler toprağın kalbine..kanatıyor..acıtıyor..ve rüzgar sert esiyor bozkırda..saat hep aynı kalıyor..bir çay geliyor bişey gidiyor ama zaman gitmiyor öylece üzerine kalıyor zaman çöküyor..eternal sunshine of the spotless mind ..senin yüreğinde bozkır gibi, ne tutunacak bir dal ne sığınacak kuytu bir köşe bulursun, ortada kalırsın tekbaşına...
tekbaşına bozkırda bir gece daha fazla korkutamaz beni senin yüreğinin yüzeyinde geçireceğim bir geceden.yeni kitabımın adı bu olsun : )
aman tanrım..dünya nasılda hor görüyorsun beni bizi..o bozkırdan bu bozkıra..ne zor bir gece..hakkatten

şusaniyeölsemşusaniyebirnedeniolurölümümün

damdaki guş! zamanın ilerlemesi hüzünlendiriyor beni , okuduğum kitapların kalacak olması öyle, yazdığım günlüklerin kalması öyle tek başına ben öldükten sonra..ölümüm hüzün veriyor bana her an olabilir öyle şu an şu saniye ölebilirim örneğin kimse aksini iddia edemez, bir neden bulunur. Tek başıma kahvaltı yaptım çok hüzünlendim yine , tek başına yemek hüzünlendiriyor beni, birilerinin tek başına bir şey yemesi hüzünlendiriyor beni ..
Başımızdaki şapka ve dudaklarımızdaki kıvrım çizgisi off ne hüzün verici..

artık..

Artık not almıyorum, notlara da dönüp bakmıyorum çünkü, unutuyorum kalıyor öyle. Kapanmıyor dosyalar, birikiyorlar, ataç takıp klasörler ve klasörlere isimler verir üst üste dizerdim önceden artık yapmıyorum öyle. Koyuyorum ataçsız dosyasız, sonra ne oluyor onlara bilmiyorum. Arada bir şeyler soruyorlar, gözlerimi kapatıyorum bir kağıt çekiyorum yığının içinden ve okumaya başlıyorum içindekileri sonra başımı önüme eğiyor ve masamdaki kağıda bakmaya başlıyorum yeniden. Kaldırdığımda kafamı gitmiş oluyorlar.
yüzme bilmiyorum bugün de..

9 Mart 2008 Pazar

2 aydır aynı şarkıları dinliyorum..sorun olur mu?

8 Mart 2008 Cumartesi

neyse işte

dinle damdaki guş..

gözlerimi kapattığımda..bir çaydanlık görüyorum.bir zincire bağlanmış yukarıdan işte..altında ateş..içinde kaynayan su ve etrafı isle kaplanmış..

7 Mart 2008 Cuma

OLMADI

olmadı bende hiç bir şey yolunda gitmedi, ben birşeyler umdum tabi ki ummadım değil, ama hummalı çalıştım mı onun için yok..öyle olmadı..kafam karışık benim..net acı istiyorum..safkan

ensiferum



ensiferum
dinleyelim dağılsın saçlarımız...