Sonunda hiçbir şey olmuyor hikayenin. Aslında çok şey umularak çıkılıyor yola. Tüm bedenle sarılıyor, kan içinde kalınıyor sonra sona gelmeden yorgun düşülüyor. Belki yeterince inanç olmadığından, sonra içgüdüsel olarak tekrar deneniyor ama yokluk kendini gösteriyor her zaman tek başına olmuyor. Ruh tatmin olamıyor. Sonra bilinmeyen aslında ruhtan en uzak ama o an en yakın yoldan sapılıyor. Belki diyor. Ama biliyor gittikçe uzaklaştığını etrafında dolaşıyor hep ama içine giremiyor. Tam kapının önünden geçiyor ama içine girmek çok uzak. Ve kabulleniyor ruh. Ve biliyor orgazmdan çok uzak olduğunu. Ve kendini avutuyor ruh. Yetinmeyi biliyor. Sonuna kadar doldurmuyor bardağı, kana kana içemiyor tam yarıda kesiyor. Kendini biliyor. Ne yapacağını bilemiyor.
Ruh;
- Yüzmeyi bilmeyenlerin, ağırlık bağlamalarına gerek yok ölmek için…
Tam çığlık atacakken susmayı öğreniyor ruh. Haddini biliyor, çizilen yerden gidiyor, çizgiyi aşmıyor. Bu sebepten seviniyor, rahat ediyor ruh.
Ruh;
- Hayallerimi de öğrettiler. Aya baktığımda bisikletli çocuğu görmeyi ummanın dışında başka bir hayalim yok.
Sahnelere oynuyor bazen, en arka koltukta zannederken kendisini yakalıyor kendini ve kulağını çekiyor. Eğiyor başını önüne aynı cümleleri okuyor yeniden. Bütün cümleleri biliyor, bildiği cümleleri yine okuyor yine biliyor. Hep aynı şeyi biliyor…
Sabit bir değer olmak istiyor. Girdiği tüm tepkimelerden etkilenmeden çıkmak istiyor. Formül onu bağlamasın istiyor, ona bakarak bozulsun istiyor girdiği tüm tepkimeler.
Sabit bir değer olmak zor…
Ruh;
- Hep başkasının bahçesindeyim ve yediğim tüm elmalar çalıntı. Ve anladım ki böyle doğuyor insan benim hiçbir zaman bir bahçem olmayacak. Daralanlar festivali düzenleseler ya. Herkes göstersin nasıl daraldığını, nasıl sıkıştığını nasıl gömüldüğünü toprağa. En iyi bunalana ödül verilse, ödüle boğulsa… Ölmek istemiyordum. Bedenimden kurtulmak istiyordum yalnızca. Bedenim acı çektiriyordu çünkü bana, hapsediyor, köşeye sıkıştırıyor, çaresizleştiriyor. Buna bir son vermeliydi. Ölmek değildi istediğim, hatta daha çok yaşamak istiyordum. Ama yeniden başlamak istiyorum, bu sayılmaz baştan..Sadece yaşamak istiyorum bedenim olmadan ama kendi bahçemde.
Sabit bir değer olmak kolay…diye düşünürken muavinin sesiyle sıçrıyor ruh koltuğundan.
Muavin;
- Doğumdan ölüme seyahat eden Bi duramadınız yerinizde Turizmin sayın yolcuları, sorarım size nedendir bu yer değiştirmeler, neden kaçıştır ya da neyi kovalamaktır. Bakın ben duruyorum, yer değiştirmiyorum. Geldiğim yer kadar geri gidiyorum. Bu nedenle yer değiştirmemiş oluyorum. En azından ben durduğumu biliyorum. Tek yaptığım yolculara hareket zamanını bildirmek..ha bu arada ne diyecektim ben sizlere; oyunumuz yalan arayışı ve depolama ihtiyacınız için yarım saatlik mola vermiştir, mola süreniz dolunca lütfen oyundaki yerlerinizi almanız önemle rica olunur.
Yol kenarındaki ağaç;
- Ben pek kımıldamıyorum yerimden. Çünkü zamanı bilmek için durmak gerekiyor. Zaman akıyor sizler akıyorsunuz. Bir çift parlak gözsünüz benim için karanlık yolda. Ben bir karartı sizin için yol kenarında. Sizler mola veriyorsunuz bu akışa, soluklanıyorsunuz yanımda bazen. Ve sonra devam ediyorsunuz, size iyi yolculuklar, durduğunuz için teşekkürler.
Ruh;
- Ben hiç yere tükürmedim. Hiç koltuğumu arkaya yatırmadım otobüslerde. Bana verilen yere sığışmaya çalıştım hep. Molalara inmedim, insem bile mola sürem dolmadan yerimi almayı bildim otobüsümde.
Muavin;
- Bi duramadınız yerinizde Turizmin sayın yolcuları; mola süreniz dolmuştur, lütfen oyundaki yerlerinizi alınız. Eğer yeriniz kalmışsa tabi.
Doğumdan ölüme
Baştan sona
Ayvadan nara
Bahçeden bağa
Ağaçtan ormana
Dönmeli yurduma :)
Ve kaldığı yerden devam eder hikaye son hızla…
Muavin;
- Ya aşağıda yolcu kalmışsa?
1 Nisan 2008 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder