4 Haziran 2008 Çarşamba

elmastan olsaydı gözlerim.

Değer nerede? Nasıl değerli olabilirim karşında. Gece uyurken değil, ya da iki bira sonrası da değil, sen tam gözlerime bakarken, ya da çıplakken karşında nasıl değerli olabilirim, nasıl dik durabilirim. İçime baktığımda başım dönüyor, dibi görünmeyen bir boşluk, gözlerimi kapatıp tutunacak yer arıyorum ve uzaklaşıyorum kıyıdan. Karanlığım yokmuş gibi yapıyorum, bulaşık yıkıyorum, elimde vilada sopası tozları alıyorum, gazete kağıtlarına sarıyorum cam bardakları ve kolilere yerleştiriyorum, böyle yaşadığımda sorun olmuyor bir süre.

Olmayacak biliyorum. Yetemeyeceğim bu halimle. Ne, nasıl eksik kalmışsa ne yapsam kapatamayacağım. Elimde bir çubuk kafamın üstüne koyarak boyumu uzun göstermem gerekecek hep aranızda. Gülen bakışlarınızın arasında uzun uzun dolaşacağım. Bir damla çığlık için bedeller ödemem gerekecek. Daha da fenalaşacak. Ellerim yorulacak. Maske düşecek. Boyum kısalacak. Yorulsun istiyorum ellerim. Herkes çok net görecek ruhumdaki hezeyanı, bedenime yansımasını, çürük kokuları yükselecek bedenimden, iğrenç kolonyalı mendillerle kapatmaya çalışacağım. Sıcaklar geliyor. Daha da fenalaşacak evet. Çürük bedenimle bir suçlu gibi dolaşacağım aranızda. Yoruluyorum. Taşıyamıyorum. Yanımda dağıtmam gereken hediyeler, bedeller, ödüller, susuşlar, bol şefkat, kuralsız anlayışlar taşıyorum. Hepsinin kökleri kırgınlıklarımın içinde, kırgınlık büyüyor, kökler büyüyor güçleniyor uzuyor karanlığa doğru, dallar besleniyor uzuyor boyları gökyüzüne doğru, ne güzel parlak bol yemişli dev gövdeli gövdesinde kovukları olan dalların altında gölgesi olan bir ağaç oluyor.

( Bir ağaç çiz, kalın gövdeli anlattığın gibi işte, kovukları olsun. Görünen ne kadar dalı varsa o kadar da kökü olsun toprağın altında. Bazı yerlerde dallar çürüsün birden bitsin bazıları. Bazı yerler de güzel parlak yeşil pembe işte sen nasıl istersen öyle olsun. Ama köklerin hepsi güçlü sağlam sağlıklı olsun.

Balta çiz. Balta. Köklerimi kesmeli dallarımı ama? )

Elmastan olsaydı gözlerim, ne kadar olurdu değerim? Ama öyle olsaydı eğer gözlerimi oyar, elmasları çıkarır masanın üzerine koyar ve göz kapaklarımı dikerdim.


*sabuklanma (isim, ruh bilimi) - Bazı hastalıklarda görülen abuk sabuk konuşma, anlamsız davranışlarda bulunma vb. belirtiler gösteren ruh bozukluğu, hezeyan.

Hiç yorum yok: