Sen yazmadın bu nedenle ben yazayım dedim. Yazmak zorunda değildin de nedense yazmayacağında hiç gelmedi aklıma. Niye gelmedi? Bu bir sorun mudur? Hep böyle oluyor. Bahsetmiştim ya anlamımı arıyorum diye ortalıkta. Her kitapta, her film de, müzik ya da insan da.
Ama o kitap o kitap değildir.
O müzik taşımaz bir yere.
Ve beklenen haber gelmez…
…
Ve o insan o insan değildir. Boşuna beklenir. Boşuna beklerim ben boşluğa beklerim. Tüm bekleyişlerim boşluğadır. Her adımda doldurmaya çalışırım boşluğumu kendimle. Ama daha da büyür. Hayat boşluğu. Gerçeğin içi boştur. Acı doludur. Acı düştüğünde yüreğe başka bir boyuta gidilir. O yatak her gün uyandığın yatak değildir. O yol yürüdüğün sabahları başka bir yere gider artık. Ama sadece senin içindir. Acının kolları yapıştığında boynuna nefesinin kesilmesidir gerçek olan. Yok edemezsin. Var da edemezsin. Acı gelir ve gider. Acı gelir oyun biter. Acı gider yeniden oyuna. Tekrar başla ya da devam kaldığın yerden oyunumuza.
Boş bir oda. İstediğin gibi yerleştir eşyalarını. Kitapları yere, elinin kolay uzanabileceği yere koy. Birde kolay da battaniye olmalı ve yastık. Kolay uyuyabilmek için. Bir lamba şart ve masa, ve kolayda sarı kağıtlar ve siyah keçeli, siyah kurşun kalemler. Kolayda olmalı işte her şey, elinin altında, yormamalı.
Boşluğu bekle sonra…
7 Haziran 2008 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder